Şaşırtıcı Bilgiler 3 dk okuma Berrin Aksoy
Planlama Yanılgısı: İşler Neden Hep Tahminden Uzun Sürer
Kendi işimize sürekli iyimser süre biçeriz ve her seferinde aynı biçimde yanılırız. Bu yaygın eğilimin nedeni ve çözümü şaşırtıcı derecede basit.
Bir işin ne kadar süreceğini tahmin etmek, insanların en çok yaptığı ve en çok yanıldığı hesaplardan biridir. Taşınma iki gün sürecek sanılır, bir haftaya yayılır. Bir rapor akşama biter denir, üç gün sonra teslim edilir. İlginç olan, bu yanılgının tekrarlanmasına rağmen ders alınmamasıdır. Aynı kişi, geçen sefer ne kadar geciktiğini bilerek yeni işe yine iyimser bir süre biçer.
Bu eğilime planlama yanılgısı denir. Kişi kendi planını yaparken sürekli olarak en iyi senaryoyu temel alır. Hiçbir aksilik çıkmayacak, ilk denemede olacak, araya başka iş girmeyecek varsayılır. Oysa geçmişteki hiçbir iş bu şekilde ilerlememiştir.
Neden hep aynı yanılgı
Yanılgının kökeninde bakış açısı vardır. Bir işi planlarken kişi işin içine girer ve adımları tek tek zihninde canlandırır. Bu canlandırma pürüzsüzdür; hayal edilen sahnede telefon çalmaz, dosya bozulmaz, kimse hasta olmaz. Zihin, olmayacak şeyleri planına dâhil edemez çünkü onların ne olacağı önceden bilinemez.
Buna karşılık aynı kişi bir başkasının işi için süre tahmin ettiğinde çok daha isabetli olur. Dışarıdan bakınca ayrıntılar kaybolur, geriye genel bir izlenim kalır ve o izlenim geçmiş deneyimlerle beslenir. Bu yüzden kendi planına iyimser, başkasının planına gerçekçi bakmak yaygın bir çelişkidir.
Geçmişe bakmanın gücü
Yanılgıyı azaltmanın en etkili yolu, işin adımlarını yeniden hayal etmek değil, benzer işlerin geçmişte ne kadar sürdüğüne bakmaktır. "Bu rapor kaç günde biter" sorusu yerine "son beş rapor kaç günde bitti" sorusu sorulduğunda tahmin belirgin biçimde düzelir. Sayı hoşa gitmeyebilir ama gerçeğe yakındır.
Bunun için basit bir kayıt yeterlidir. Bitirilen işlerin yanına gerçekte ne kadar sürdüğünü yazmak, birkaç ay içinde kişisel bir referans tablosu oluşturur. Bu tabloya sahip olan kişi, artık hislerine değil kendi geçmiş verisine dayanarak konuşur. Çoğu insanda gerçek süre, tahmin edilenin bir buçuk ila iki katı arasında çıkar ve bu oran şaşırtıcı derecede tutarlıdır.
Planı bölmenin sınırları
İşi küçük parçalara ayırmak genellikle önerilir ve gerçekten faydalıdır; ancak tek başına yanılgıyı çözmez. Parçaların her birine yine iyimser süreler verilirse toplam yine kısa çıkar. Üstelik parçalara bölerken aradaki geçiş süreleri, bekleme dönemleri ve düzeltme turları çoğu zaman hiç yazılmaz. Oysa gecikmelerin büyük kısmı tam olarak bu görünmeyen aralıklarda birikir.
Daha gerçekçi bir yaklaşım, listeye "beklenmedik işler" adında bir kalem eklemektir. Ne olacağı bilinmese de bir şeyler olacağı bilinir. Bu kaleme toplam sürenin belirli bir payını ayırmak, planı çökmekten kurtarır. Hiçbir şey çıkmazsa erken bitmiş olursun; bu, geç kalmaktan çok daha iyi bir sonuçtur.
Söz vermeden önce durmak
Planlama yanılgısının en pahalıya mal olduğu an, bir başkasına tarih verildiği andır. Soru sorulduğunda hemen cevap verme baskısı, en iyimser tahminin ağızdan çıkmasına yol açar. Oysa "bakıp bugün içinde söyleyeyim" demek, hem daha isabetli bir tarih verilmesini hem de sonrasında yaşanacak gerginliğin önlenmesini sağlar.
Ortak yürütülen işlerde yanılgı daha da büyür. Herkes kendi payını iyimser tahmin eder, üstelik parçalar arasındaki bekleme süreleri kimsenin listesinde yer almaz. Biri işini bitirdikten sonra diğerinin başlaması genellikle anında olmaz; arada geçen saatler ya da günler toplamda en büyük gecikme kalemini oluşturur. Bu yüzden ortak planlarda kişisel sürelerin toplamı değil, devir noktaları da hesaba katılmalıdır.
Yanılgının bir de tersi vardır. Nadiren de olsa bazı işler tahminden kısa sürer; genellikle daha önce çok kez yapılmış, adımları tamamen bilinen işlerdir. Bu ayrım aslında ipucu verir: tanıdık işlerde sezgi güvenilirdir, ilk kez yapılan işlerde ise neredeyse her zaman yanıltıcıdır. Yeni bir işe süre biçerken tahmini bilinçli olarak genişletmek, deneyimin yerini kısmen doldurur.
Bu yanılgıyı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir; iyimserlik işe başlamayı kolaylaştırdığı için bir işlevi de vardır. Ama farkında olmak, tahminleri düzeltmek için yeterlidir. Kendi geçmişine bakmak, payı eklemek ve acele söz vermemek. Üç basit alışkanlık, sürekli geç kalan bir takvimle rahat ilerleyen bir takvim arasındaki farkı oluşturur.